Genel Başkanımızın Gündeme İlişkin Değerlendirmeleri...
Ülkemiz mevcut siyasi gelişmeler ışığında dar bir boğaza
doğru sürüklenmektedir. Bu gidişatta, sorumsuz siyaset anlayışının, ülkemizde,
hususiyetle de mecliste siyaset yapan siyasilerde, hakim olması en önemli etken
olmuştur.
Genel Başkanımız Sayın Abdullah Gürgür’ün 16.12.2009 tarİhlİ gündeme İlİşkİn değerlendİrmelerİ
Değerli Dava Arkadaşlarım, Kıymetli
Alperenler...
Ülkemiz mevcut siyasi gelişmeler ışığında dar bir boğaza doğru
sürüklenmektedir. Bu gidişatta, sorumsuz siyaset anlayışının, ülkemizde,
hususiyetle de mecliste siyaset yapan siyasilerde, hakim olması en önemli etken
olmuştur. Bu anlayışta siyaset yapan kişiler kamuoyunu siyasi rant kaygısı ile
germişlerdir. İmkan bulunulan her platformda kriz ortamlarından büyük kutup
başlarının fayda sağlayabileceği düşüncesiyle söylemlerde giderek
keskinleşmektedir.
Haliyle bu sorumsuzluk meydanlara, mahallelere, sokaklara çok daha zarar verici
bir düzeyde yansımıştır. Başlangıçta kürt açılımı devamında demokratik açılım
ve nihayetinde milli birlik ve kardeşlik projesinin ülkemizdeki problemleri
çözmeye vesile olmadığını müşahede ettiğimiz gibi daha sonra tedavisi mümkün
olmayan yaralarında oluşmasına vesile olabilecek bir sürecin ısrarla devam
ettirildiğini görüyoruz. Ve gelinen noktada hiçbir düşüncenin ve söylemin
anlaşılabilme ihtimali kalmamıştır.
Birbirini ihanetle suçlayanlar, kendinden gayrı her düşünce ve fiili
provakasyon olarak nitelendirenler siyasi tarafgirliği giderek körüklemiş ve şu
an her türlü şer odağının istediği emelleri gerçekleştirebileceği toz, duman ve
sis bulutları içerisinde bir Türkiye’ nin oluşmasına neden olmuşlardır.
Ülkemizin bugün içinde bulunduğu kargaşa ortamı yıllardır süregelen bir
zihniyetin ve siyasi yapıların ortak ürünüdür. Bu kaos ortamının bugünlere
gelmesinde Muhsin Yazıcıoğlu, dava arkadaşları ve geride bırakmış olduğu kurumsal
yapılarının hiç bir dahili yoktur.
Bilakis bir çok sıkıntılı süreçte
yapılarımız ülkemizin ihtiyacı olan duruşları sergilemiştir. Ve bugün
toplumumuzda kurumsal yapılarımıza ve Muhsin Yazıcıoğlu ismine karşı oluşmuş
olan sevgi ve muhabbetin ana nedeni de sorumluluk sahibi siyaset anlayışımız ve
yapıcı üslubumuzdur.
Emniyet Güçlerimize ve Yargı mekanizmalarına bu sıkıntıların baş göstereceğini
ilk hissettiğimiz günden itibaren vurguladığımız husus ; sarsılmaz bir
adalet anlayışı ile suça tevessül eden tüm kişi, kurum ve yapılanmalara siyasi
kaygılarla göz yummalarının toplumda şiddet merkezli hareketlere taviz vermek
ve şiddet merkezli yapıların toplumda prim yapması anlamına geleceğini ifade
etmiştik ve tekrardan bu vesile ile hatırlatıyoruz. Molotof kokteyli atmanın
suç olması için Serap kardeşimizin vefat etmesini beklemek ifade etmek
istediğimiz gafletin anlaşılması için en somut örnektir. Vatandaşımız bu tarz
kargaşa ortamlarında devleti koruyucu güç olarak görmek istemektedir.
Devletin müdahil olamadığı kargaşa
ortamlarından anarşi doğar. Ülkemizde uzun süredir ifade ettiğimiz bir güvenlik
problemi vardır. Yine ifade ettiğimiz bu sıkıntının anlaşılabilmesi için
zorla dükkan kapattıranların, vatandaşın işletmesini ateşe verenlerin, araç yakanların,
kaldırım yağmalayanların bugüne kadar hiçbir yasal müeyyide ile karşılaşmamış
olmasından kaynaklanan hoyratlıklarını müşahede etmemiz mi gerekiyordu. Netice
olarak güvenlik güçlerimize, bu kaygı ortamının giderilmesi noktasında tavizsiz
ve zor bir sürecin kendilerini beklediğini hatırlatarak vatandaşımızın da
böyle bir beklenti içerisinde olduğunu ifade etmek isteriz.
Değerli dava arkadaşlarım;
Milli birlik ve beraberliğimizin teminatı olan Alperen Ocakları yurdumuzun dört
bir yanında kuşatıcı fikri derinliği ve dik duruşu ile teveccüh bulmuş ve
teşkilatlanmıştır. Hususiyetle de Rahmetli Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu
sonrasındaki süreçte anlaşılabilirliği artmış, insan merkezli bir hareket
olduğu ve ahlaki değerler manzumesinden oluşan bir yapılanma olduğu
toplumumuzun tamamı tarafından idrak edilmiştir.
Bu bağlamda oluşmuş olan bu teveccühün şer odaklarını rahatsız ettiği
anlaşılmıştır. Hareketimizle alakalı şer düşüncelere sahip olan bu kişiler
yapılarımızın ismini hain planlarına alet etmek isteyecekleri yönünde
emarelerde bu süreçte ortaya çıkmıştır. Yapılarımızın kuşatıcı değerleri ve
organizasyonları her geçen gün yeni insanlara temas etmemize vesile olurken
belirli merciler basın güçleri ile de bizleri toplumda marjinal bir
hareketmişiz gibi göstermeye çalışacaklardır. Tüm teşkilat mensuplarımızın bu
tarz girişimlere karşı uyanık olması ve gereken önlemleri alması hareketimizin
yaşamış olduğu büyüme sürecinde azami derecede önem taşımaktadır.
Tüm mensupları ile bugüne kadar şiddeti hiçbir zaman metot olarak belirlemeyen
Alperen Ocakları bundan sonraki süreçte de şiddet merkezli tüm hareketlere
karşı mesafeli davranacaktır. Bu gelişmeler ışığında tüm temsilciliklerimiz
bölgelerinde, illerinde ve ilçelerin de gerçekleşen tüm ani gelişmelerden Genel
Merkezimizi haberdar edecek ve ferdi olarak hiçbir çıkış yapmayacaklardır.
Her kışın bir baharı, her gecenin bir sabahı vardır.
Türk milleti bu kadar kavram kargaşasının ve toplumsal kargaşanın yaşandığı bir
süreçten en kısa zamanda sıyrılıp kendi medeniyet kodları ile örtüşen bir huzur
ortamına kavuşacaktır. Ve bu süreçten Alperenlik geleneğinin güçlenerek
çıkacağına olan inancımı belirtirken tüm dava arkadaşlarımın inandığı değerleri
en iyi şekilde temsil edeceğine olan güvenimi yineliyorum.