Namlusunu Milletine
Çevirmiş Tanka Asla Selam Durmayız…Muhsin YAZICIOĞLU
KARA SAHİFE: "28 ŞUBAT..."
Zinde güçlerin seçilmişleri, iktidardaki seçilmişlerin ise kendilerini seçen
millî irâdeyi “yok saydığı” ve demokrasi adına bir utanç döneminin adı olarak
tarihe geçecek olan bir devr-i sâbık darbenin adıdır 28 Şubat.
Sermaye, yüksek bürokrasi, basın ve askerî cuntanın yıllardır taşeronluğunu
yaptıkları
uluslararası güç merkezlerinin Türkiye için öngördüğü statükonun ve bu
taşeronlukla kazandıkları imtiyazların devamı için irticâ tehdidini bahâne
ederek Türk demokrasi tarihine yazdıkları kara sahifenin özel ismidir 28 Şubat.
Her darbede “tek kol aralığı” hizâya giren ve yüksek bir kabiliyetle “uygun
adım” yürüyen Türk medyasının bir türlü veremediği demokrasi sınavındaki içler
acısı zavallı hâlinin resmidir 28 Şubat.
Varlık sebebi “devletten bağımsız” bir organizasyon olması lazım gelen sivil
toplum örgütlerinin “emir komuta zinciriyle” nasıl “yanaşık düzen”
tuttuklarının ibretle tarihe geçtiği bir zamandır 28 Şubat.
Devletin sırtına yapışmış, devletten beslenen, devletin kanını emen asalak
sermâyenin efendilerinin emrinde, büyük patronlarının kılıcını kuşandığı ve
büyük patronlarının kılıcını salladığı bir “demokrasiyle savaş” meydanının
adıdır 28 Şubat.
Millî irâdenin yegâne istinatgâhı ve tecellîgâhı olan Türkiye Büyük Millet
Meclisi’ni devre dışı bırakan, mehâbetini yer ile yeksân eden bir ceberrut
müdahalenin seyredildiği bir korku filminin sahnesidir 28 Şubat.
Darbecilerin ekmeklerine yağ süren, darbecilerin istediği zemini oluşturmak
için ellerinden geleni yapan ve ilk tehditte korkarak pes eden, gördükleri
bütün hakaretleri cevapsız bırakan, milletten aldıkları yetkiyi millete iade
etmek yerine tehditlere boyun eğen bir korkak iktidarın devr-i sükûtudur aynı
zamanda 28 Şubat.
Türk siyasetinde “erkek sesinin” duyulduğu bir dönemin de adıdır aynı zamanda
28 Şubat.
“Ben namlusunu milletine çevirmiş tankı selâmlamam” diyen bir erkek sesinin
duyulduğu zamanların adıdır 28 Şubat.
“Türkiye İran olmaz, Türkiye Cezayir olmaz, ama Türkiye’nin Suriye olmasına da biz
izin vermeyiz” diyen bir erkek sesinin, bir cesur sesin, bir hasbî ve samimî
sesin, kendisini milletine adamış bir adanmış sesin, Büyük Birlik Partisi Genel
Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun sesinin tek başına duyulduğu bir dönemin adıdır
28 Şubat.
Alperen Ocakları, demokrasinin vazgeçilmez aktörleri olan siyasi partilerin,
ancak ve ancak seçim ile iktidarı devrettikleri, millî irâdenin adâletli bir
seçim kanunuyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yansıdığı, Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin üzerinde hiçbir gücün bulunmadığı, vesâyet rejimlerinin ancak tarih
kitaplarına mahkûm olduğu, darbelerin telâffuz bile edilmediği, milletimizin
binlerce yıllık değerlerinin hor görülmediği, devlet ile milletin barışık
olduğu, insan haklarının bir mukaddes telâkkî edildiği ve anayasal garanti
altına alındığı bir Türkiye’nin hayâtiyeti için bir okul olmaya ve bu idealler
için varlığını sürdürmeğe devam edecektir.
Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun demokrasi ve millet mücadelesi yolumuzu
aydınlatamaya devam edecektir.
Millet varsa dâvâ vardır ve dâvâ varsa biz var olmağa devam edeceğiz.
Türk siyâsetinin artık, demokrasiyi problemlerini çözme metodu olarak idrak
edeceği bir olgunluk dönemine girmesi ve literatüründen ve dahi hayatından
darbe sözcüğünü kaldırması en büyük özlemimizdir.
Alperen Ocakları’nın tutacağı saf, bir sivil toplum teşekkülü olarak her zaman
demokrasiden yana olacaktır.
Kamuoyuna
saygı ile duyurulur... Alperen
Ocakları Eğitim ve Kültür Derneği Genel Merkezi
Basın Yayın Masası