NİNNİLERLE UYUTULMASI GEREKEN ÇOCUKLARIN SİLAHLARLA SUSTURULDUĞU BİR DÜNYADA SUSMAK ALÇAKLIKTIR!

NİNNİLERLE UYUTULMASI GEREKEN ÇOCUKLARIN SİLAHLARLA SUSTURULDUĞU BİR DÜNYADA SUSMAK ALÇAKLIKTIR!

Türkiye; engin tarihi, zengin devletleşme tecrübesiyle Batı Trakya’dan Doğu Türkistan'a, Kırım'dan Yemen’e uzanan Osmanlı kültür mirası dolayısıyla, milyonlarca kilometrekarede nüfusu olan bir devlettir. Bugün bizim gönül sınırlarımızı ifade eden bir cihan hattında kardeşlerimiz zulüm altında inlemektedir! Zalimin isim değiştirdiği zulmün ise sabit kaldığı bu coğrafyalar hasretle Türk-İslam mefkuresinin dünyaya tekrar hakim olacağı günleri beklemektedir.

Bugün küresel postal seslerinin yüksek perdeden duyulduğu, devşirilmiş yöneticilerin derebeyi zihniyetiyle işe koyulduğu, yönetimle halk arasındaki çelişkilerin dramatik bir şekilde görüldüğü, sömürünün her çeşidinin en girift haliyle arz-ı endam ettiği coğrafyalar, ne yazık ki yine İslam coğrafyalarıdır!

Geri kalmışlığın, zulmün, her türlü adaletsizliğin ve açlığın feodal yönetimlerle kol kola gezdiği, kanın ve gözyaşının sel olup aktığı yerler de ne hazindir ki bizim topraklarımız...

Bugün Yemen’de mezhep savaşı olarak takdim edilen senaryo bundan 100 sene önce de aynı topraklarda sahnelenmiş ve bu toprakların elimizden çıkmasıyla sonuçlanmıştır. 100 sene öncede gördüğümüz gibi bu kavga basit bir mezhep kavgasından ibaret değildir! Bu kavga aslında yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle Ortadoğu’nun tamamının kanını içenlerin mazlumlar karşısında sürdürdüğü tek taraflı harptir. Bir damla petrolü oluk oluk akacak insan kanından değerli gören küresel odaklar; bugün Suriye’yi de, Irak’ı da, Yemen’i de kana bulamışlardır. Olan yine mazlumlara olmakta, kadınlar ve çocuklar perişan bir halde feryat etmektedir!

Bugün bu meydandan bir kere daha hür dünyaya haykırıyoruz:

Ninnilerle uyutulması gereken çocukların silahlarla susturulduğu bir dünyada susmak alçaklıktır!

Bu yüzyılın belki de en adice zulmü öz hanemizde, baba ocağımızda yapılmaktadır! Dünyanın en büyük açık hava hapishanesi haline getirilen Doğu Türkistan, katil Çin’in baskılarıyla sindirilmeye ve yok edilmeye çalışılmaktadır.

Planlı asimilasyon ve soykırım politikalarıyla özlerinden koparılmaya çalışılan soydaşlarımız, katil Çin’in bu zulmüne göğüs gerebilmek için canlarını feda etmektedir! Fakat hiçbir kutsalı olmayan Çin, kardeşlerimizin en insani haklarını dahi kısıtlamakta ve insanca yaşama haysiyetlerini zorbalıkla ellerinden almaya kalkmaktadır!

Bütün bunlar yaşanırken koskoca bir İslam âlemi ve insanlım kulaklarını tıkamakta hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamlarına devam etmektedir. Gökkubbeyi delen mazlumların çığlıkları Müslümanların yüreklerinden içeri girememektedir!

Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz orada haysiyetlerini ayakta tutmaya çalışırken bizi asıl yaralayan Çin’in adice zulmü değil Müslümanların bu zulme topyekün başkaldıramamasıdır! Rahmetli Bilge Lider Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi her şey bittiğinde hatırlanacak olan düşmanların sözleri değil dostların sessizliği olacaktır!

Doğu Türkistan, Çin’e birkaç milyar dolar karşılığında peşkeş çekilebilecek veya Çin ile iyi ilişkiler kurabilmek adına göz ardı edilebilecek bir yer değildir. Bizler insani, İslami ve kültürel olarak bu topraklarda yaşayan kardeşlerimizle et tırnak mesabesindeyiz. Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkleri hiçbir habis pazarlığın konusu olamazlar ve Çin’e şirin gözükmek namına yapılan hamlelerle feda edilemezler! Doğu Türkistan meselesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk milletinin namus meselesidir!

Dört milyon Suriyeliye kucak açacak alicenaplıkta olan devletimiz için bir şekilde Türkiye’ye gelmeyi başarmış Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi havalimanlarında süründürmek fecaatinin ne Türklükle ne İslamlıkla ne de insanlıkla anlaşılabilecek hiçbir tarafı yoktur. Çin’in toprak bütünlüğüne dair cümleler kurarak Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi yok saymak veya onları orada terör faaliyetlerinde bulunuyormuş algısına itmek de bizleri yaralayan ayrı bir husustur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Çin hükümetine karşı acilen Doğu Türkistan’da yaşananlarla alakalı yaptırımlar uygulamak mecburiyetindedir.

Şehit Liderimiz Muhsin YAZICIOĞLU’nun da ifade ettiği gibi; Çin ileride var olmak istiyorsa o uçtan bu uca yani Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye iyi geçinmek mecburiyetindedir!

Bu duygu ve düşüncelerle başta Şehit Liderimiz olmak üzere Osman Batur’u, İsa Yusuf Alptekin’i ve gönül coğrafyamızı muhafaza etmek namına canını veren tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Selam ve dua ile…