BİR ELİNDE KUR’AN, BİR ELİNDE BİLGİSAYAR OLAN BİR GENÇLİK…

BİR ELİNDE KUR’AN, BİR ELİNDE BİLGİSAYAR OLAN BİR GENÇLİK…

Mesuliyetimiz sadece Anadolu toprakları gibi dar bir alanla ölçülemeyecek derecede büyüktür. Tarihimizin omuzlarımıza yüklediği mesuliyetin yanında dünyada yaşanan her gelişme de hareketimize yeni sorumluluklar yüklemektedir. Bugün tüm mahzunluğu ve mazlumluğuyla ümitlerini bizlerle kesiştiren gönül coğrafyamızın her noktasında zulüm günden güne artmaya devam etmektedir. Kurulduğumuz günden bu yana ortaya koyduğumuz temel ilkemiz, dünyada mazlum kalmayana kadar zalimlerin karşısında dimdik ayakta durmaktır. Yüce Allah’ın izniyle bugün dünyanın dört bir tarafında Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’ndan aldığımız bu vazifeyi mazlumlara ellerimizi uzatarak ifa etme gayretindeyiz. Belki bu gayretimiz dünya sathında yeterli olmamaktadır fakat zalimler bilmektedirler ki “kâfirlere karşı onurlu ve zorlu” bir kadro daima karşılarında olacaktır. Bizler ezilenin, horlananın olmadığı bir dünya hayaliyle Türk milletini tekrardan cihanşümul hesaplar yapabilecek bir noktaya taşıma gayretindeyiz. Bu gayretimiz Nemrut’un ateşine su taşıyan karınca misalince bir kıymet atfetmese de bu yolda ölmeyi Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu gibi şeref biliyoruz. Ve ellerimizi Rabbimize her açtığımızda haykırıyoruz:

Ya Rabbi! Mazlum ve mahzun ümmetimizin yüzünü güldür, zalimleri kahreyle… Alperenleri de bu işe memur kıl ve bizleri senin yolunda şehadete ulaşanlardan eyle!

Bizler Türlüğün vakarını, İslamiyet’in nuruyla parlatmaya başladığımız günlerde ve devletin en tepe noktasından en aşağıdaki avama kadar İslamiyet’e şeksiz şüphesiz sarıldığımızda tüm dünyanın gıpta ile baktığı bir medeniyet hamlesine imza attık.  Fakat devleti yönetenlerle milletimizin inançları ne zaman ayrı düşmeye başladı işte o vakit medeniyetimiz hızla çöküşe geçti ve Türk milleti kendi iç dünyasına hapsoldu. Milletimiz İslam’ın ipine sımsıkı sarılmışken ve İslam’ın vecd duygusuyla hasretini çektiği noktaya ulaşmışken devletin tepesindekiler milletin inançlarıyla ters düşerek bu vecd duygusunun önüne geçtiler. Bizler ülkemizdeki birçok problemin devleti yönetenlerle milletin arasındaki bu açıktan meydana geldiğini düşünüyoruz. Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının tüm insanlığa yaptığı milli mutabakat çağrısını da bu açıklığın kapanması namına yegane yol haritası olarak görüyoruz. Bugün dünyada bu kadar zulüm yaşanırken biz sadece kendi kendimizle boğuşmakla vakit geçiremeyiz. Acilen toparlanmalı ve milletin içinden gelen Anadolu çocuklarını, Alperen kadroları iktidara taşımalıyız.

Bizim hareketimiz kuruluş umdelerine bakıldığında bir partiye, bir gruba, bir hizbe karşı değil; bu oluşumları içinde barındıran ve milletimizin inanç kodlarıyla bağdaşmayan sisteme alternatif olarak kurulmuştur. Bunun için bizim davamız bir parti politikasından önce bir dünya görüşü, bir hayat felsefesidir.

Bizler birilerinin küresel dünya düzenine karşı, Nizam-ı Âlem idealini ortaya koyan Alperenler olarak bu idealin birer rol modeli olmak mecburiyetindeyiz. Alperen olmak, cemiyetin bü­tün kaygılarına rağmen kendi inançlarından ödün verme­meyi, “kınayanların kınamasına aldırmadan” inançlarını yaşama­yı ve sistemin ürettiği tipoloji gereği yalnız kalsa bile inan­dığı gibi söyleyip, inandığı gibi davranmayı gerektirir. Böylesi büyük bir davanın peşinde bu yükü omuzlamanın ilk şartı bu ülküyü tüm hücrelerinde yaşayarak kendini bu idealin bir parçası yapmaktır.  Hiçbir Alperen, hayat tarzı olarak benimsemediği bir davayı başkalarına sadece kuru cümlelerle anlatmaya çalışarak yol kat edemez. Öncelikle bu kutlu davayı başta kendimiz yaşamak için gayret etmeli ve bunu halka halka ailemiz, çevremiz ve milletimize tebliğ etmeliyiz. Ancak bu çerçevede bir yapıyla inandığımız ideale ayaklarımız yere basarak yürüyebiliriz. Laf ile çağı değiştirmek mümkün değildir. Kalemin kılıca galebe çaldığı bu devirde tüm kardeşlerimiz okudukları veya okumayı düşündükleri alanların birinci sırasında gelmeli ve bu davayı iktidar olmadan devletleştirmelidir. Şehit Liderimizin ifade ettikleri ideal Alperen profili; bir elinde Kur’an, bir elinde bilgisayar olan bir gençliktir. Yani milli ve İslami değerleri ayakta tutarak, çağı kavramış ve bu çağa öncülük edecek bir Alperen nesildir. Açıkça görülmektedir ki artık dünya bu neslin kendisini zuhur ettirmesi gereken bir hale bürünmüştür. Tüm mazlumlar gözlerini bu müstesna kadroya çevirmişken yorulmaya, yıkılmaya ve durmaya hakkımız yoktur.

Bizler; son birkaç asrımızda geri bırakılmışlığına az gelişmişlik damgası vurulmuş bu milleti, yok olmaya ramak kaldığı bir zamanda tevhid sancağının altında tekrar birleştirecek ve İlay-ı Kelimetullah yolunda bu milleti yeniden dünyaya kafa tutacak seviyeye taşıyacak Alperen kadroların yetişmesi için gayret sarf ediyoruz. Bilimin ve teknolojinin insanlığın idrakini zorladığı bir çağda Muhsin Başkanımızın hayalindeki nesli yetiştirmek yükünü omuzlarımızda hissediyoruz. Elbette bu milleti okumayan, düşünmeyen sadece ve sadece maddenin esiri olmuş kavgacı bir neslin iradesine teslim edemeyiz. Okuyarak, düşünerek karar veren; inançlı ve imanlı bir gençlik bu ülkenin tekrar ihtişamlı günlerine dönmesine vesile olacaktır.